Yazar: Hermann Hesse
Çeviri: Zehra Aksu Yılmazer
Yayınevi: Can Yayınları
Sayfa Sayısı: 77
❃
H.H isimli karakterimiz bir parçası olmanın zor olduğu yüce amaçlar için kurulan bir Cemiyetle Doğu Yolculuğuna başlar. Herkes ayrı hayaller ve istekler için aynı yolda ilerler. Günler, geceler geçtikten sonra Cemiyetin en sadık hizmetkârı olan Leon ortadan kaybolur. Bunun ardından başta H.H olmak üzere birkaç kişinin daha Cemiyete ve bu yolculuğa olan inancı sarsılır. H.H bu durumun yanı sıra aradığı şeylerden ve kendine olan inancından da şüphe duymaya başlar ve en nihayetinde dayanamayıp Cemiyetten firar eder.Cemiyetten ayrılmıştır ama hatıraları hep onunladır. Yaşadıklarını, hislerini ve yolculuğunu unutmamak, öyküsünü geleceğe taşımak adına kitap yazmaya karar verir; ama her anı, her konuşma bölük pörçüktür. Hizmetkâr Leon ile karşılaşmasıyla o günlere dair anılar bir vücut bulmuş gibi karşısındadır artık. İşte bu noktada H.H kendini bir tür iç hesaplaşmada bulur.
Evet bu kısacık ama muazzam bir kalemle yazılmış öykünün konusu böyleydi. Doğu Yolculuğu belki de Hermann Hesse'nin diğer kitaplarına göre bir karakterin arkasına saklanma gereği duymadan kendinden bahsettiği bir öykü. İnancını sorgulamada kendi mahkemesine çıkıp kendini yargılayıp ve en sonunda kendini affetmesiyle gerçek düşüncesine kavuşmasının anlatısı bu.
Yazar kafasındaki karışıklığı eserine öyle iyi yansıtmış ki okurken ben de bir o yana bir bu yana savruldum. Onunla geçmişe gidip şimdiki zamana döndüm. Enfes bir anlatımla hatıralarına olan saygısından ve sevgisinden dolayı onları bir şekilde korumayı kendine yaşama amacı edinmiş bu adamla ben de yolculuktaydım sanki.
Her zaman söylediğim gibi çeviri yeterince iyi değilse kitaplardan alacaklarımız, yazarın anlattıkları hep bir eksik hep bir yarımdır. Zehra Aksu Yılmazer en karmaşık duyguları bile en anlaşılır haliyle bizlere sunmuş.
Doğu yolcuğu, hayatımda güzel bir tattı. Okumanızı öneririm, şimdiden iyi okumalar.
"Belki de insanın yaşantı açlığından sonraki en büyük açlığı unutma açlığıdır." (Sayfa 41)
"İnsanın bir başkasını, hatta sırf kendini bile tanıması mümkün mü ki?" (Sayfa 51)
"İnsan yaşamını kavramaya ve haklı çıkarmaya yönelik her ciddi denemenin sonucu umutsuzluktur. yaşamın üstesinden erdemle, adaletle, sağduyuyla gelmeye yönelik her ciddi denemenin sonu umutsuzluktur." (Sayfa 70)

0 Comments:
Yorum Gönder